Dört Halife Devri’nden ve Hz. Hasan’ın altı aylık hilafetinden sonra, devlet idaresi islam devletlerinin ilki olan Emevi hanedanına geçmiştir. 661750 yıllan arası Emeviler Devleti’nin saltanat dönemidir. Bu dönemde seçim kaldırılarak halifelik, saltanata çevrildi.
Hatırlanacağı üzere, Dört Halife Devri’nde, devlet başkanları (halifeler) bir nevi seçimle iş başına gelirlerdi. Onlar genellikle, Kur’an ve Peygamber yolundan ayrılmazlardı. Mütevazı bir hayat sürer ve kendi menfaatleri yerine islamlığın menfaatlerini gözetirlerdi. Fakat Emeviler, dini, kendi çıkarlarına varmak için araç olarak kullandılar.
Dört Halife Devri’nde, Islami anlayışa uygun olarak Arap’ın Arap olmayana üstünlüğü olmadığı halde, Emeviler zamanında Arap milliyetçiliği,hatta Emevi soyunun üstünlüğü, vazgeçilmez bir politika haline geldi.Devletin kurucusu, Peygamberimizin vahiy katipliğini yapmış Muaviye Bin Ebu Süfyan’dır. Muaviye yirmi yıl halifelik yaptı.
Emevi saltanatı dört kişi üzerine kuruldu. Bunlar; Muaviye, Amr tbnül As, Ziyad Bin Ebihi ve Şube Bin Mugire’dir.Muaviye’den başlamak üzere, Emevi soyundan on dört halife gelip geçmiştir. Muaviye zamanında iç huzursuzluklar giderilmiş, islam fetihleri devam etmiştir, islam orduları Sicistan, Afganistan, Semerkant’ı fethetti.
Diğer yandan Anadolu üzerine seferler düzenlemişti, islam orduları Erzurum’u ele geçirmiş ve istanbul’u kuşatmışlardı. Akdeniz’e açılan Emevi donanması, Girit ve Sicilya adalarını zapt etmiş, ayrıca Kuzey Afrika fethedilmiş; içteki isyanlar ve Harici fitnesi alt edilip, ortadan kaldırılmıştır.
Muaviye vefat ettiği zaman (Nisan 680), Emevi Devleti Soğdiana’dan Cezi>”;r’e kadar uzanan bir devlet haline gelmişti.
Muaviye devrinin en önemli gelişmeleri, islam birliğinin yeniden kurulması, Bedevilerin disipline sokulması, maliyenin düzene sokularak kamuya has “Devlet hazinesi” durumuna getirilmesi, kara ve denizdeki fetih hareketidir.Muaviye, Hz. Hasan ile yaptığı anlaşmaya göre, halifeliğe kimseyi aday göstermeyecekti. Fakat o, sözünde durmayarak oğlu Yezid’i veliaht tayin etti.
Yezid (680-683)
Muaviye ölünce, yerine oğlu Yezid geçti. Babasının ölmeden önce “Hüseyin ne isterse vermesini, biat etmezse bile onu incitmemesini” söylemesine rağmen, Müslümanların içinde kapanmayan bir yara açan, Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi ve Abdullah Bin Zubeyr’in Mekke’de halifeliğini ilan etmesi gibi önemli olaylar onun zamanında oldu.
İslam dünyasını çok üzen ve nefretle karşılanan Kerbela faciasının doğuracağı zararları düşünen Yezid, Kuzey Afrika’da fetih hareketine girişmek için Ukbe Bin Nafi’yi görevlendirdi. Yezid’in saltanatı uzun sürmedi, dört yıl sonra öldü (Kasım 683). yerine oğlu II. Muaviye halife oldu. Çok merhameüi olan II. Muaviye, kendi isteğiyle ayrıldı ve kısa bir süre sonra öldü. Bundan sonra Mervan Bin Hakem halife oldu. Bir süre sonra öldü; yerine oğlu Abdülmelik geçti.
Abdülmelik (685-705)
Abdülmelik halife olduğu zaman, Emevi iktidarını her tarafa kabul ettirecek iki yardımcı buldu. Bunlardan biri Muhelleb, diğeri ise Haccac’dır. Haccac ülke içinde baş gösteren isyanları acımasızca bastırdı. Yezid’e biat etmeyip Mekke’de halifeliğini ilan eden Abdullah Bin Zubeyr’i öldürdü. Abdülmelik, Emevi Devleü’nin ikinci kurucusu oldu. İdarede devletin mutlak otoritesini kurdu. Türkistan ve Sind sınırlarına gönderdiği ordulan Hint topraklanna kadar ulaştı. Türgiş Devleti’ne bağlı Rutbil Beyliği Emevilere boyun eğdi. Bu, Türklerin islamlaşması konusunda ablan ilk adımdı.
Abdülmelik zamanında büyük bayındırlık işleri yapıldı. Yollar, köprüler, su kanallan yapılıp adına para basıldı.Abdülmelik döneminin sembolü sayılan Haccac’ın Ehli sünnete en büyük hizmeti, Kur’anı Kerim’in kolay okunmasını sağlamasıdır. Abdülmelik 705 yüında öldü.
Velid (705-715)
Abdülmelik ölünce oğullanndan dördü de halife oldu. Bunlardan ilki Velid idi. Akıllıca tutumu ve babasının tavsiyelerini dinlemesi sonucu, İslam ordulan büyük başarılar kazandı. Anadolu’ya alanlar başladı. İslam ordusu Niğde yakınlarına kadar geldi. Bizanslılarla savaşlar oldu. İstanbul II. defa kuşatıldı.
Kuzey Afrika’daki isyanlar bastırıldı. Afrika ve İspanya’da fetih hareketleri başladı, islamiyet oralarda da yayılmaya başladı. Tank Bin Ziyad, Musa Bin Nusayr ve Abdurrahman ül Gafiki gibi ünlü komutanlar İspanya’da büyük basanlar elde edip zengin ganimetler getirdiler.
İspanya’nın Fethi
Kuzey Afrika Valisi Musa Bin Nusayr, basanda sınır tanımayan bir yönetici ve komutandı, tspanya’daki Vizigot Krallığının iç çekişmeler sonucu zayıfladığını görünce, bu ülkenin fethine karar vermişti. Ünlü İslam komutanı Tank Bin Ziyad komutasmdaki bir öncü kuvveti İspanya’ya gönderdi. Tank Bin Ziyad kendi adıyla anılan Cebeli Tarık’ı geçti (711). Askerlerine, geri dönme umudunu bırakmamak için bütün gemileri yaktırdı, ispanya içlerine doğru ilerlemeye başladı.
ispanya Kralı Radrik’in yüz bin kişiye yakın ordusunu yenerek kralı kendi eliyle öldüren Tank, Avrupa topraklarında ilerlemeye başladı. Vali Musa Bin Nusayr, ona haber göndererek kendisini beklemesini istedi. Ancak dağılan Vizigotlara aman vermek istemeyen Tank Bin Ziyad bu emri dinlemeyerek ilerlemesini devam ettirdi ve Vizigotlann başkenti Toledo’yu aldı.
Bu sırada Toledo’ya gelen Vali Musa Bin Nusayr emrini dinlemeyen muzaffer komutan Tarık’ı hapsetti, ispanya’nın (Endülüs) fethi, islam dünyasında büyük bir sevince sebep oldu. Aynı sevinci duyan Halife Velid, Musa Bin Nusayr’ a Tank Bin Ziyad’ın hapisten çıkarılmasını ve fetihlere birlikte devam etmelerini emretti, iki komutan, ispanya’nın Pirene Dağlan’na kadar olan kısmını fethettiler. Bundan sonra ispanya “Endülüs” ismi ile anılarak Müslümanlann bir eyaleti haline geldi (714).
Puvatya Savaşı
İspanya’yı (Endülüs) fetheden Müslümanlar, ilerlemeye devam ederek Pirene Dağları’nı aştılar, ispanya Valiliğine atanan AbdurrahmanülGafiki, Galya içlerine doğru ilerledi. Karşısına çıkan Akitanya Dukası Endo’yu yenerek ordusunu dağıttı ve Bordo, Lion, Salon, Uton şehirlerini aldı. Frank komutanı Şarl Mattel ile Puvatya denilen yerde karşılaşan Abdurrahmanül Gafiki çok zorlu bir savaşa tutuştu. Savaş Müslümanların lehine gelişirken Abdurrahmanül Gafiki şehit düştü. Bunun üzerine İslam ordusu geri çekildi (732).
Puvatya Savaşı’nda her iki taraf da büyük kayıplar vermiş; ancak cesaretle çarpıştıkları halde, uzun mızraklı şövalyelerin savaş usullerine alışık olmadıkları ve çarpışma alanının yabancısı oldukları için Müslümanların zayiaü daha fazla olmuştur.Bu savaşın Avrupa tarihindeki yeri, Müslümanların batı yönündeki fetihlerinin sonu olmasıdır.Velid’in 715 yılında ölümünden sonra yerine geçen kardeşi Süleyman döneminde de Bizans’a karşı kuvvetler gönderildi. İstanbul İÜ. defa kuşatıldı.
717′de ölen Melik Süleyman’ın yerine II. Ömer diye anılan ve çok adil olan Ömer Bin Abdülaziz halife oldu. Halk tarafından çok sevilen bu zat döneminde haraç ve cizye belli esaslara bağlandı.720 yılında kölesi tarafından zehirlendi. Yezid Bin Abdülmelik (720724) ve ondan sonra da Hişam Bin Abdülmelik (724743) dönemleri, Emevilerin parlak devrini teşkil eder. İslam orduları, Kafkasya’da Hazar Türklerine karşı zafer kazandılar. Ermenistan ve Gürcistan fethedildi. Hişam zamanında Anadolu’ya giren İslam orduları Bizans’ın elinden birçok kaleyi aldılar.

Emeviler Devri’nde İslamiyetin yayılması
Hişam 743′te öldü. O, Emevi Devleti’nin son büyük halifesi olarak tanındı. Hişam’dan sonra gelen II. Velid (743744), III. Yezid (744) lbrahim(744) ve II. Mervan (744750) dönemi eskisi kadar parlak olmadı. Yer yer isyanlar ve ayaklanmalar baş gösterdi. Son Emevi halifesi II. Mervan, bazı basanlar sağladıysa da Zap Suyu kenarında Abbasiler adına ayaklanan Horasanlı Ebu Müslim tarafından yenilgiye uğratılmaları Emevi Devleti’nin sonu oldu (750).
Emevi Devleti’nin Yıkılmasının Sebepleri
Şüphesiz devletler, imparatorluklar ve saltanatlar sürekli olamazlar. Onlar da insanlar gibi doğar, bünyelerinin sağlamlığı ve iyi idare edildikleri nispette gelişir, yükselir ve nihayet muhtelif sebeplerin etkisiyle zayıflayıp yok olurlar.
Emevi Devleti’nin yıkılışını hazırlayan başlıca sebepleri şöyle sıralayabiliriz:
İdarenin Bozulması
Kuruluşu her ne kadar yumuşaklık ve hoşgörüye dayansa da başlangıçta Mekke yönetiminde söz sahibi olan Ebu Süfyan’ın yönetim bilgisine ve Hz. Peygamber’in vahiy katipliğini yaparken Hz. Muhammed’den feyz alarak iyi yetişen Muaviye gibi halifeye rağmen, Emevi Devleti saltanata dönüşmüştü. Muaviye ile başlayan debdebe, I. Velid döneminde doruğuna ulaştı.
Göze batan bu saltanat, Bizans ve Sasani İmparatorlarını dahi gölgede bırakacak dereceye vardığı için, halkın Emevilerden soğumasına yol açtı. Halifelerin tutumları, eğlenceye düşkünlükleri, Emevilerin kalesi sayılan Suriye’de dahi nefrete sebep olmuştu. Zaman zaman Emevi ailesinin arasındaki geçimsizlik, yönetimi menfi yönde etkilemişti.
Araplar Arasındaki Mücadele
Eskiden beri Arap kabileleri arasında üstünlük mücadelesi sürüp giderdi. Başlangıçta otorite sahibi halifelerin istikrarlı tutumları ile bu düşmanlık mücadelesi örtbas edilmeye çalışıldı.Fakat Emevi saltanatının sonuna doğru bu mücadeleler tekrar başladı. (KuzeyliGüneyli çekişmesi, Hicaz, Yemen ve Suriye ihtilafı). Özellikle; Emevilerin başlangıçta Hz. Peygambere ve islamiyete muğber olmaları, Hz. Peygamber soyuna mensup olanlara yaptıkları kötülükler (Hz.Ali’nin şehadeti, Müslümanların içinde kapanmayan bir yara olan Kerbela faciası) unutulmamıştı.
Arap Olmayanların Faaliyeti
islam prensiplerine göre bütün Müslümanların birbirine eşit ve kardeş kabul edilmeleri ve Hz. Peygamberin “Arabın Aceme üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak iledir.” mealindeki hadisine rağmen, Emeviler, Arap olmayan Müslümanlara köle nazarıyla bakarlardı. Türkler, İranlılar, Afrika’ daki Berberiler hakir görülürdü.
Bu durum Arap olmayan unsurları kamçılamış ve Emevilere karşı yapılması muhtemel her türlü harekete girişmelerini sağlamıştı. Nitekim bu durum, son Emevi halifesi II. Mervan’ın Zap Suyu kenarında yenilerek öldürülmesine sebep oldu. Hareketin başında asıl adı İbrahim olan Horasanlı Ebu Müslim adında bir Türk bulunuyordu.
Sınırların Genişliği ve Merkezden Kontrolün Güçleşmesi
Tabii sınırların çok büyümüş olması merkezden kontrolü zorluyordu. Başlangıçta büyük zaferlerin kazanılması, bol ganimetin gelmesine, hazinenin dolmasına ve ülkenin bayındır hale gelmesine sebep olmuştu. Hişam devrinden itibaren büyük gelir kaynağı olan ganimetler durunca pahalılık arttı. Ekonomik kriz başladı. Artırılan vergiler halkı güç duruma düşürdü. Karışıklıklar başladı, bıçak kemiğe dayandı. Emevi yönetimine karşı hareketler başladı. Herkes Emevi yönetiminin değişmesi gerektiğine inandı. Nihayet Zap Suyu kenarında II. Mervan’ın yenilmesiyle Emevi saltanatına son verildi.
Emevi Saltanatı Döneminde Türk Arap Münasebetleri
Türklerin Müslümanlarla ilişkileri Hz. Ömer zamanında başlamıştı (634644). Onun döneminde Müslümanlara yenilen Sasani hükümdarlarından İÜ. Yezdigert Türklerden yardım istedi. Göktürk Kağanı Tuluhan, Çin ile içteki karışıklıklarla uğraştığından komşuları olan Sasanilere yardımda bulunamadı.
Hz. Osman zamanında Herat ve Belh şehirleri Müslümanların eline geçti. Hz. Ali döneminde mücadele durmuş ama Muaviye’nin halife olmasıyla tekrar başlamıştı. Emevi halifesi Abdülmelik döneminde, Emevilerin Irak ve Horasan valisi Haccac, Türklere saldırdı. Nihayet Horasan valiliğine atanan Kuteybe Bin Müslim, Türk illerini fethetmekle görevlendirildi (705). Parçalanmış durumda olan Türkler, yurtlarını kahramanca savundularsa da aralarında birlik olmadığından Kuteybe basan sağladı.
Türk illerini yağmalayarak zapt ettiği yerlerde büyük katliamlar yaptı (706). Baykent’i teslim alan Kuteybe, Buhara ve Semerkant üzerine yürüdü. Semerkant iki yıllık çetin bir savaştan sonra düştü (712). Kuteybe gibi kardeşi Abdurrahman da dört bin Türk gencini merhametsizce öldürdü. Türk diyarlanndaki bu kanlı durum, Kuteybe’nin askerleri tarafından öldürülmesine kadar devam etti.
Emevilerin Türklere bu derece zalimane yaklaşmaları, Islamiyetin Türkler arasında yayılmasını da geciktirmişti. Çünkü islamiyetin esprisi; sevgi, hoşgörü ve adalete dayalı idi. Oysa Türklere karşı takınılan tavır hoş değildi. Nitekim Emevilerin Horasan valisi, Semerkant ve Buhara dolaylarında tutunmak için, Türklerden cizye alınmayacağını belirtti.
Bu olumlu tavır karşısında Türkler Müslüman olmaya başladı.Şam hazinesinin gelirinin azalması üzerine islamiyete aykırı olmasına rağmen Türklerden tekrar cizye alınmasına karar verildi.Türkler ayaklandı. TürkArap mücadelesi, Emevilere nazaran Türklere daha insanca yaklaşan Abbasi halifeliğinin kurulmasına kadar devam etti.Benzer Konular: